9 Nisan 2012 Pazartesi

Tefviznâme

Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen Hakka tevekkül kıl
Tefviz et ve rahat bul
Sabreyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Kalbin O'na berk eyle
Tedbirini terk eyle
Takdirini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hallâk-ı Rahim oldur
Rezzâk-ı Kerîm oldur
Fa'âl-i Hakîm oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Bil Kadi-i hacâtı
Kıl ana münâcâtı
Terk eyle murâdâtı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Bir işi murad etme
Olduysa inad etme
Haktandir o reddetme
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hakkın olacak işler
Bostur gam-u tesvişler
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hep işleri fâiktır
Birbirine lâyıktır
Neylerse muvafıktır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Dilden gamı dûr eyle
Rabbinla huzûr eyle
Tefvîz-i umûr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen adli zulüm sanma
Teslim ol evde yanma
Sabret sakın usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Deme şu niçin şöyle
Yerincedir o öyle
Bak sonuna sabreyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hiç kimseye hor bakma
İncitme gönül yakma
Sen nefsine yan çikma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Mü'min işi reng olmaz
Âkıl huyu ceng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hoş sabr-i cemîlimdir
Takdîr kefilimdir
Allah ki vekilimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her dilde anın adı
Her cânda anın yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Naçar kalacak yerde
Negâh açar ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her kuluna her ânda
Geh kahr u geh ihsânda
Her ânda o bir sânda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geh mu'tî u geh mânî
Geh dâr u geh nâfî
Geh hâfiz u geh râfî
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geh abdin eder ârîf
Geh eymen u geh hâif
Her kalbi odur sârif
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geh kalbini boş eyler
Geh hulkunu hoş eyler
Geh askina dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geh sâde vü geh rengin
Geh tâbin eder sengin
Geh hürrem ü geh gamgin
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Az ye az uyu az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülsenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırâg olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geçmisle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahî olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her dem anı zikreyle
Zirekliği koy şöyle
Hayrân-i Hak ol söyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut anı bul
Koy gafleti hazır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her sözde nasîhat var
Her nesnede ziynet var
Her işte ganîmet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hep remz u işârettir
Hep gamz u beşârettir
Hep ayn-ı inâyettir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her söyleyeni dinle
Ol söyleteni anla
Hoş eyle kabul cânla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Bil elsine-i halki
Eklâm-i Hak eyle Hakki
Ögren edeb-u hulku
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Vallâh güzel etmiş
Billâh güzel etmiş
Tallâh güzel etmiş
Allah görelim n'etmiş
N'etmişse güzel etmiş

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (r.a.) (Marifetnâme)

YEDİĞİMİZE İÇTİĞİMİZE DİKKAT!!!

Düşündüren Söz

Sağlık için atılan bir adım, tedavi için atılan yüz adımdan daha yararlıdır. Lütfen ne yediğinize ve nasıl yaşadığınıza dikkat!..

8 Nisan 2012 Pazar

Kapitalizmi Keşfettik Laikliği Benimsedik

Sevgili dostlarım, bugün çok şikâyet aldığım halde yazmadığım bir konuya temas etmek istiyorum. Zira bardak taştı, bundan öte susmak vebal olur. Baştan söyleyeyim, kimseyi hedef almak gibi bir niyetim yok. Benim derdim kişileri eleştirmek değil, bir arızamızı tespit etmek. En iyisi ben olduğu gibi yazayım, siz kendinizi bu mihenge vurun!
Okulu bitirdikten sonra, bir süre iş aradım. Başım örtülüydü ve doğal olarak dindar şirketlerde iş arıyordum. Karşıma ilk çıkan ve tüm idealizmimi söndüren şey bir sömürü düzeninin kurulmuş olduğunu görmem oldu. Ücreti çok düşük tutuyor, ikramiye ve servis vermiyor, sigortanın sözünü bile etmiyorlardı. Sözlerim ağır gelecek belki, ama düpedüz tesettürlü oluşumu sömürüyorlardı. Nasılsa başka yerde iş bulamaz havasındaydılar ve bunu sonuna kadar acımasızca kullanıyorlardı. Böyle birkaç işyerini denedikten sonra, umudum kırıldı. Çünkü hepsi bir birine benziyordu. Sonunda bir arkadaşımın tavsiyesiyle, sizinkilerin ehl-i dünya dediği bir yerde işe girdim. Girer girmez, sigortamı yaptılar, maaşımı, ikramiyelerimi belirlediler, servis tahsis ettiler. İki seneden beri burada çalışıyorum. Bu süre içinde hemen hemen hiçbir sorunum olmadı. Başörtümü de kimse mesele yapmadı. İşimden çok memnunum, ama bir şey var ki, içimi kemiriyor. Bizimkiler, neden kul hakkına dikkat etmiyor? Neden insanı sömürmeye, kullanmaya çalışıyorlar? Hocam bize ne oldu böyle?
Sümeyye’nin mektubu şikâyetname havasında uzayıp gidiyor. Neredeyse her cümlenin sonunda da bize ne oldu? diye soruyor. Ne olsun Sümeyye, kapitalizmi keşfettik! Paranın tadını aldık. Eskiden kul hakkı dendiğinde titreyen yüreğimiz çoktan beri titremez oldu. Duyarsızlaştık kısacası. Kazanma hırsı günah korkusunu yendi.
Allah için, hâlâ hayır yapmayı sürdürüyoruz. Çalıştırdığımız insanlardan tırtıkladıklarımızı hayır işlerine aktararak hem cemaatler nezdinde itibar kazanıyoruz, hem de kurduğumuz sömürü düzenini telafi ettiğimizi düşünüp vicdanen rahatlıyoruz. Zaten beş yıldızlı hayatı da dindarlar iyi şeylere lâyıktır sloganı eşliğinde yaşıyoruz. Yedi yıldızlı otellerden kral dairelerini ise tamamen hizmet mülâhazasıyla alıyoruz: Günü gelince onları, hizmette yıllanmış şeyh ve abilerimize tahsis edip tonlarca sevap işleyeceğiz!
Sümeyye haklı: Hayat tarzı bakımından ehl-i dünyadan pek farkımız kalmadı! Ticaret ahlâki açısından ise onlardan daha kötüyüz! Dün Başörtülüler okusun feryadı koparanlar, protestolara katılanlar, bugün ya şirketlerinde başörtülü çalıştırmıyor, ya da beş paraya çalıştırıp sözün tam mânâsıyla sömürüyorlar. Açıkça söylemek gerekirse hırsımız inancımızı gölgeliyor!
Dini inançlarımız artık belirleyici değil. Zaten evin ve camiin dışına taşmıyor. Ne siyasette, ne de ticarette belirleyici olmuyor: Söylemimizle eylemimiz çok farklı. Din başka, dünya başka der gibi bir halimiz var: Halbuki bu laik bir anlayış; laikliği eleştirirken, laik olmuşuz da haberimiz yok! Dinle dünyayı iyice ayırdık! Pek çok konuda hâlâ dindar olsak bile, sıra para kazanmaya gelince, hırsımız inancımızın önüne geçiveriyor. Hırsımız inancımızı yönlendiriyor.
Hâlbuki doğru Müslümanın, tüm dünyasına inancının hâkim olması, hayata inanç perspektifinden bakması gerekiyor. Yani bir işe başlarken, Bu işten ne kadar kazanırım diye değil, öncelikle bu iş helâl mı? diye başlamaktan söz ediyorum. Bu işi alırsam kimsenin hakkını-hukukunu ketmeder miyim? diye yaklaşmaktan bahsediyorum. Unutmayalım ki, Allah, hal-i hayatımızda ne kadar para kazandığımızı değil, helâl-haramı gözetip gözetmediğimizi soracak.
(Yavuz Bahadıroğlu, 2012-04-07)

6 Nisan 2012 Cuma

cumanız mübarek olsun

Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur. H.Ş