Kaddafi'ye rahmet diliyorum.
Kaddafi’yi kutluyorum. Kaçmayacağım, şehit olana kadar çatışacağım demişti. Sözünün eri çıktı. Allah günahlarını affeder inşallah diyorum.
Sözümona, filtre edilmeye zaman bulunamamış vahşi görüntüler ekranları kapladı. Saatlerce filtre edilmeye zaman bulunamadı.
Bir yandan, çocuklarınız seyretmesin denilerek, bir yandan tekrar tekrar saatlerce beynimize kazındı. Çocuklarınız seyretmesin, hoş olmayan görüntüler dene dene yayınlandı. Hoş değil ama müstehaktı. Çocuklar görmemeliydi ama sonu işte buydu. Azdı bile..
Birisinin elinde AB bayrağı, ne denli mutlu olduğunu anlatıyordu kameraya. ‘NATOnun desteğiyle devrim yaptık, Allah’ıma çok şükür.!’ le bitiriyordu konuşmasını.
NATO-Devrim-Allah-Şükür nasıl aynı cümlede kullanılabiliyor ve AB bayrağı altında kullanılabiliyordu..? İnsanı dumura uğratıyor.!
Bu görüntüler, Müslüman Kaddafi’ye değilde, bir Fransız Alman yada Amerikalıya ait olsaydı, ekranlarda nasıl yer alırdı, neler söylenirdi acaba.?
Düşünüyorumda, ne İslam’ın ne kadar vahşi bir din olduğu kalırdı, ne doğu insanının barbarlığı..
Ne İslam’ın teröristliği..
Hatta ve hatta salt bu görüntüler bile, ‘demokrat ve humanist batının’ müdahalesi için yeterli sebep oluşturabilirdi..?!
*
Özgürlük, özgürlük haykırışları görüntülere eşlik ediyordu..
Libya’ya demokrasi ve özgürlük gelmişti, NATO bombalarıyla, silahla ve kanla, vahşetle, linçle..
Allah’ım sen bizi demokrasi ve özgürlükten koru demek geliyor içimden.!
*
Haber ve görüntülerin anlattığı: Kaddafinin yer aldığı konvoyun havadan vurulduğu, yaralanan ve kendinden geçen Kaddafinin ambulansla götürülürken, yolda çevrildiği ve linç edildiğidir. Gerisi holivud işi, kes-yapışır clip.!
*
Nesine rahmet diliyorsun soranlara, 1- Petrol gelirinden, az-çok bütün halkına pay dağıttığı , 2-Kıbrıs harekatında ve sonrasındaki karşılıksız yardımları, 3-Onca dost ve stratejik müttefikimiz, pekaka na kucak açarken, bir tek o geri çevirdiği için yeter diyorum.
25 Ekim 2011 Salı
22 Ekim 2011 Cumartesi
Bayrakla Doğanlar, Bayraksız Ölemez!
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allâh yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler! Allâh’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde Rableri yanında rızıklara nâil olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehîd kardeşlerine de hiçbir keder ve korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. Onlar, Allâh’tan olan bir nîmeti, bolluğu ve Allâh’ın, mü’minlerin ecrini zâyî etmeyeceğini müjdelerler.” (Âl-i İmrân, 169-171)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allâh yolunda şehîd olmak, sonra diriltilmek tekrar şehîd olmak yine diriltilip tekrar şehîd olmak isterdim.” (Buhârî, Îman, 26; Müslim, İmâre, 103, 107)
Allâh Rasûlü (sav) bir gün ashâbına şöyle buyurdu:
“Bu gece rüyamda iki adam gördüm. Yanıma gelip beni bir ağaca çıkardılar, sonra da bir eve götürdüler. O ev, şimdiye kadar benzerini görmediğim güzellik ve kıymette idi. Sonra o iki kişi bana:
“–Bu eşsiz ev, şehîdler sarayıdır.” dedi.” (Buhârî, Cihâd, 4; Cenâiz, 93)
Peygamber Efendimiz, ashâbından şehîd olanlarla çok yakından alâkadar olmuş, onlara husûsî bir ihtimam göstermiş, onların cennette olduklarını müjdelemiş, hem yakınlarını tesellî etmiş hem de sahâbe-i kirâmı şehâdet makâmına özendirmiştir.
19 Ekim 2011 Çarşamba
ŞEHİTLERİMİZ
Şehitlerimize Allahtan Rahmet…Ailelerinde Başsağlığı diliyoruz…acımız çok büyük hangi kelime ile anlatılır bilemiyorum
18 Ekim 2011 Salı
düğüm
İçte deprem olur dışın düğümü/ İhlâssız çözülmez işin düğümü/ Aklımdan geçeni, düşündüğümü/ Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?" A. Krkc
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)