5 Ocak 2013 Cumartesi

kadı burhanettin


Özünü şeyh gören serdâr olur 
Enelhak dava kılan berdâr olur. 
Er oldur, Hak yoluna baş oynaya, 
Döşekte ölen yiğit murdar olur. 
Cana can vermeyenin ne canı var, 
Can verenin adı ile sanı var. 
Er kişinin matahı erlik olur. 
Cevherinin lâl ile mercanı var. 
Erenler öz yolunda er tek gerek 
Meydanda erkek kişi mertek gerek 
Yahşi yaman, katı yumşak olsa hoş 
Serverim diyen kişi erkek gerek 
kadı burhanettin

4 Ocak 2013 Cuma

suçumu örter hırkam

SUÇUMU ÖRTER HIRKAM
Ey bana derviş diyen, nem ola derviş benim
Ya bu adıma layık, hani elimde iş benim

Derviş derler adıma, bakarlar suratıma
Bilmezler ki dirliğim, külli sitayiş benim

Dil ile şeyhim ulu, yolda aludan alu
Aklım evi kaygılı, nefsim asayiş benim

Sureti güler halka, ya kani kulluk Hakka
Bu dirliğime bak a, hem işim yanlış benim

Kendi izimi bilirem, saluslanuben yürürem
Buğz ü kibr ü adavet, gönlümü almış benim

Suçumu örter hırkam, dirliğim cümlesi ham
Bir gün yırtılısar perdem, zehi düşvar iş benim

Derviş neye dolundum, ulu suçta bulundum
Yunus umduğum Haktan, ol rahmet imiş benim

1 Ocak 2013 Salı

kırık hava


Ah yaban gülü
Ah karahazer çiçeği
Ah gurbetin şıvan yıldızı
Bir dağda bıraktığım
Bir dağda bulacağım leyla menekşesi
Gün yüzü görmemiş memleket gülüm
Olursa bir yağlı kurşundan olur ölümüm
Bir seherde açsınlar bağrımı en deli rüzgarlar essin
Ne yiğitti desinler, ne filinta
Dönüp baktıkları zaman bir oltu tesbihi
Bir gümüş tabaka
Bitlis tütününden yarım kalmış bir sarma cigara
Şeyh izzetttinin dünyanın bütün çokcuklarına yazdığı muska
Ve sevda adına kurutulmuş bir karanfil bulsunlar mintanımın altında
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk dua gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi, toprak gibi, kan gibi, hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkiyası gibi
Yasak gibi, bayrak gibi, baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek

Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah karahazer çiçeği
Ah yaktığım o içli türkü
Hani o zalım diyen hani o hayın
Hani o kaç para eden perakendesi şu üç kuruşluk periuşan darı dünyanın

Hepimiz geldik zulümlere
Şehy İzzettin'i toprağa verdiğimiz o gece
Sakalları ağardı Dünya'nın
Yedi yıldız koptu gökte, yedi yumruk yedim yüzüme
Sevdim seni, bir seni sevdim ve yakalandım
Ah leyla menevşesi, ah yabangülü
Ah karahazer çiçeği
Sattılar beni pazarda
Göksüme şifasız ecza sürdüler ve yürüdüler geçliğimin üzerinde
Kahpe bir akşamdı yürüdüler
Türkülerime yürüdüler, canıma yürüdüler, darmadağın
Yağmur da yağıyordu kuşlar da vardı
Uzandım yıldızlara tutamadım saçlarım ağardı şehir zindanlarında
Alem uykudaydı Adilcevaz uykudaydı
Sevdam, menekşem, memleket gülüm uykudaydı
Kuyudaydım saçlarım ıslanmıştı
Çıplaktı üzerim mintanım kana bulanmıştı
Ah karahazer çiçeğim sen uzaktaydın yıldızlar uzaktaydı
Zöhre uzaktaydı tarık uzaktaydı
Adilcevaz uzaktaydı, Şeyh İzzettin uzaktaydı
Memleket uzaktaydı

Ah gurbetin şıvanyıldızı
Sen böyle gideceksen
Memleket böyle ağlayacaksa
Ben kabuslarına tabir düzeceksem şehir eşkiyalarının
Kıyamet diyeceksem ve seni bekleyeceksem
Bütün kuyulara bütün suna boyunlu dağlara adını bağıracaksam
Yırtılan umutlarım, akan kanım, ağaran saçlarım
Ve memleketim için
Dön diyeceksem
Dön yaban gülü dön Karahazer çiçeği
Memleket gülüm
Dön gurbetin şıvanyıldızı leyla menevşesi

Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk dua gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi, toprak gibi, kan gibi, hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkiyası gibi
Yasak gibi, bayrak gibi, baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek. Yazar : İBRAHİM SADRİ